ÇOCUĞUMUN DENGESİ HABİRE ŞAŞIYOR!

ÇOCUĞUMUN DENGESİ HABİRE ŞAŞIYOR!

Dengenin somutlaştırılmış ve alma-verme dengesini sağlayan aracıdır terazi. Bizlere daha çok dengeyi ifade eden bir nesnedir. Fakat dengenin sağlanması için de mutlaka bir dengesizliğin olması gerekir. İnsan yaşamı da çocukluktan itibaren bu denge-dengesizlik düzeni içinde ilerler. Denge dediğimizde daha çok stressiz ortamlar aklımıza gelir, dengesizlik ise bir olayın/durumun/rahatsızlığın ağır basmasıyla yaşamın diğer ögelerinin geri plana atılması olarak ifade edilebilir. Çocuk gelişiminde de bu durum karşımıza çıkmaktadır aslında. Nasıl mı?

Biz ebeveynler, yetişkinler veya bakım verenler dengeyi sağlayamazsak çocuklar mutlaka bir yerde dengesini kaybedecektir. Artık bu dengesizlik nedeniyle çocuğun odak noktası terazinin bir kefesine konulan ağırlık gibi olacaktır. Bu ağırlık durumu neler olabilir diye düşündüğümüzde etiketlemelere (geri zekâlı, salak vs.) örnek verebiliriz. Ya da bir çocuk yalan söylediğinde ona karşı suçlayıcı konuşmaları (ne kadar da yalancısın!) düşünebiliriz. Çocuk bu etiketleri ve ithafları* kendinden bir parça haline dönüştürene kadar idrak etmeye çalışır.  Bu süreye kadar dengesizlik yani terazinin bir kefesindeki ağırlığı sırtında taşır. Çocuk etiketlemeleri ve ithafları kendinden bir parça haline getirdiğinde ise diğer kefeye de bir ağırlık konulmuş olur ve artık çocuğun sırtında ekstra iki yük vardır.

Peki çocuklardaki ruhsal dengenin daha az stressiz ve ağırlıksız sağlanması için yetişkinler olarak neler yapabiliriz?

Çocukların sırtlarına bu yükleri yüklemeden önce mutlaka nedenlerini açıklayarak konuşmalar yapmalıyız. Mesela çocuk başarısız olduysa ona başarısızlığın nedenleri hakkında sorular sormalı ve çocuğun bizzat kendisinin farkındalığının artmasını sağlamalıyız.

Çocuklarla zaman geçirmeli ve onların ihtiyaçlarının farkında olmalıyız. Bu ihtiyaçlar yalnızca yemek, su gibi fizyolojik değil, oyun gibi fiziksel, sarılmak, öpmek gibi duygusal ihtiyaçlardır.

Eğer çocuğun daha önceden oluşmuş bir olumsuz düşünce kalıbı varsa ve bunu fark ettiyseniz (ben yapamam, olmayacak, kaybederim, salağım, -her durumda- özür dilerim) -özellikle sinirli olduğunuzda- bu kelimelerin üzerine “evet öylesin” gibi onaylamalar yapmayın. Bunun yerine “şu anda üzgün hissediyorsun, başarısız olduğun için kızgınsın sanırım” gibi duygularına yönelik ifadeler kullanın.

Çocukların seçim hakkına sahip olduğunu unutmayalım. Kararsızlık durumu yaşayan çocuklarla seçenek sunma çalışmaları yapılmalıdır (Bugün denize mi gitmek istersin ormanlık alanda mı piknik yapalım?).

Hataların var olduğu ve yalnızca çocuklara özgü olmadığı gösterilmelidir. Bir hata yaptığınızda çocuğunuza bunu ifade edebilirsiniz.

Çocuğun özgüvenini geliştirecek çalışmalar yapmayı ihmal etmeyin.

Konuşması ve çevresindeki olayları anlatması için çocuğunuzu teşvik edin.

Çocuğunuzun çabalarını takdir edin.

Çocuğa göre hayatındaki her durum olumsuz ilerlese de iyi davranışlarına odaklanıp onları ifade edin.

Karşılaştırma yapmak özgüveni ve özsaygıyı olumsuz etkileyen bir davranıştır. Bu yüzden bireyler arasında karşılaştırma yapmaktan kaçının. Çocuğunuzu kendi davranışları içinde karşılaştırabilirsiniz.

Çocuğunuzun yaş grubunun özelliklerini bilerek onunla iletişim kurun. Böylelikle çocuğun biyolojik olarak mı başarısız olup olmadığının farkında olursunuz ve anlayış seviyenizin artmasıyla iletişiminiz belli bir kalite edinir.

Son olarak şunu söyleyebilirim ki çocukların hayal güçleri bizim gördüğümüz çerçeve ile aynı şekilde değildir. Bu yüzden onların kendi dengelerini kurmalarını sağlarken bu dengenin hayat için bir dengesizlik olmamasına dikkat etmeliyiz. Zihin denge kurmayı sever fakat bu dengenin doğru işlenmiş bir denge olması gerekir. Dengesizlik söz konusu olduğunda yaşamda ilerlemek ve adapte olabilmek olabildiğince zor olur. Çocuklar açısından baktığımızda da her alanda olduğu gibi akademik hayatlarında da karşılarına çıkar.

Çocuklar bizim geleceğimiz ve onları mutlu etmek bizim görevimiz.

*İthaf kelimesi çocuğun daha edilgen konumda olduğu düşünülerek kullanılmış ve çocuk için ömür boyu taşıyabileceği olumsuz armağanlar boyutuna alınmıştır.

 

Zeynep Merve Şahin

Bilim Uzmanı

http://instagram.com/zeynepmervis

 

Bu yazının telif hakkı OKUBİ PEDAGOJİK EĞİTİM markasına aittir. İzinsiz kullanılamaz.

İletişim: pedagojikegitim@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.