Sürekli Yetişkin Gibi Davranan Çocuklar

Eylül 29, 2019
Yorum yapılmamış

Geçmiş döneme göre kıyaslandığında yaşam koşullarının hızlanması, gün içinde yapılan işlerin sayısının artması insani ilişkileri de etkilemiştir. Artık daha az dinleyen, daha az göz teması kuran ve daha az sabırlı nesiller bu dönemde yetişmektedir. Yani yaşamın hızlanması insan davranışlarına da tesir etmiştir. Dolayısıyla bireylerin beraber geçirdikleri zaman geçmişe göre azalmış ve buna paralel olarak da ebeveynlerin çocuklarına ayırdığı sürede düşüş gözlenmiştir.

Bu veriler ışığında çocukların yetişkin gibi davranması aslında anne babaların istediği bir durumdur. Anne-babalar, çocukların gelişim süreçlerine ayıracak yeterli vakitleri olmadığı için yeri yeldiğinde çocukların çocuk olduğunu unutmakta, onlara bir büyük gibi davranmaktadır.

Örnek üzerinden gidersek, çocukların yaşadığı ve onlara ağır gelen bir durumda ebeveynlerin yeterince destek vermesi gerekirken; “Oğlum sen büyüdün artık, ağlama” ya da “Bebekler ağlar, sil gözünün yaşını” gibi destekleyici olmayan cümleleri çocuklara söylediklerini görüyoruz. Anne-babalar ağlamanın zayıflık olduğu temasını üstü kapalı olarak yerleştiriyorlar, çünkü çocukların büyümeleri için ağlamamaları ve birer yetişkin gibi davranmaları gerekiyor. Ya da “Ben senin yaşındayken… şunu yapmıştım…” gibi ifade edilen cümleler de çocukları desteklemek yerine onların üzerindeki baskıyı arttırmakta ve bunun sonucunda çocuklar kendilerini diğerleriyle sürekli kıyaslamaktadır.

Yetişkin gibi davranan çocukları, bilişim çağını yaşıyor olmamız da özellikle desteklemektedir. Çocuklar, yetişkinlerin davranışlarını anlayacak ve eleştiri süzgecinden geçirecek olgunlukta olmadıkları için yaşlarının çok üstündeki davranışları taklit yoluna gidiyorlar. Çocuklarımızın birçok yetişkin rol modeli de ekranlarda görmesi bu sürece katkı sağlamaktadır. Kız çocukları makyaj yapmaya, topuklu ayakkabı giymeye, yetişkinmiş gibi konuşmaya; erkek çocuklar da babalarının izledikleri şiddet içerikli dizi ve filmleri izlemeye, buradaki oyuncuları model almaya başlıyorlar. Yaşının gerektirdiği ruhsal süreçleri vaktinde ve doğru yaşayamayan çocuk, çocukluğunu yaşamadan bir yetişkin haline geliyor. Bu durumun sürmesi halinde ise ileriki dönemlerde bireylerde kişilik bozukluklarının görülme sıklığını artmaktadır.

Sonuç olarak çocukluk dediğimiz zaman dilimini bireyin çevreyi tanıma süreci olduğunu hatırlarsak onlara verdiğimiz sorumlulukları da yeniden ve daha gerçekçi değerlendirme şansı bulabiliriz. Bu süreçte çocuklarımızın henüz bizim kadar olgun olmadıklarını ve doğal olarak yaşının getirdiklerini uygulamaya çalıştıklarını unutmayalım.

Yeri geldiğinde onları desteklemeli ve yaşına uygun davranmaları için fırsat vermeliyiz ki kişilik gelişimleri sağlam temeller üzerinde dursun.

 

Uzman Klinik Psikolog Samet ÇOBAN

www.psikologsamet.com

Instagram:psikologsametcoban

Youtube:sametcoban

Pedagojik Eğitim

Yorum Sırası Sizde

Yorum Yap:

E-postanız Yayınlanmayacak.